Lütfen Bekleyiniz...

KİFÂYET

(ﻛﻔﺎﻳﺖ) i. (Ar. kifāyet)
1. Yeter miktarda olma, yetişme, elverme, kâfi olma: “Kifâyet-i müzâkere: Müzâkerenin yeterli olması.”
2. Bir işi yapma husûsunda başkasına ihtiyaç göstermeyecek güçte olma, yeterlik, iktidar: İlmî kifâyeti yoksa da netîceleri sezebilecek pratik ve klasik bir devletçilik ferâseti vardı (Sâmiha Ayverdi).
ѻ Kifâyet etmek: Yetmek, yetişmek, kâfi gelmek: Bunun için dört saat kifâyet ediyor (Ömer Seyfeddin). Neden sonra arkadaşları içkinin kifâyet ettiğine karar verdiler (Ahmet H. Tanpınar). Aldığım emekli maaşı kifâyet etmiyor (Burhan Felek).