Lütfen Bekleyiniz...

TAHFİF

(ﺗﺨﻔﻴﻒ) i. (Ar. ḫiffet “hafif olmak”tan taḫfіf)
1. Hafifletme: Ekmek narhı ve ekmek tabhının muayyen fırınlara inhisârı öteden beri en ziyâde îtinâ olunan umurdan idi. Fakat narhın ref’i veya tahfîfi hakkındaki ilk hatve de yine ekmekte atıldı (Mec. Um. Bel.). Mehmet Efendi de pek fazla olan meşgūliyetini tahfif etmiş olacaktı (Hâlit Z. Uşaklıgil).
2. Kolaylaştırma: Onları berâber görmek bu gaybûbetten sonra ilk mülâkātın güçlüğünü tahfif edecekti (Hâlit Z. Uşaklıgil).
ѻ Tahfif kemeri: mîmar. Üzerindeki ağırlığı yan duvarlara vererek hafifletmek için kemerlerin üstüne yapılan ikinci kemer.
● Tahfîfat (ﺗﺨﻔﻴﻔﺎﺕ) i. (Ar. çoğul eki -āt ile) Hafifletmeler, kolaylıklar: Fukahânın ahkâm-ı şer’iyyede gösterdikleri ruhas ve tahfîfat hep bu kāideden istihraç olunmuştur (Cevdet Paşa).
● Tahfîfî (ﺗﺨﻔﻴﻔﻰ) sıf. (nispet eki ile) Hafifletmeyle ilgili, hafifletici.
● Tahfîfiyye (ﺗﺨﻔﻴﻔﻴّﻪ) sıf. Tahfîfi kelimesinin tamlamalarda ortaya çıkan aynı mânâdaki müennes şekli: “Esbâb-ı tahfîfiyye: Hafifletici sebepler.”