Lütfen Bekleyiniz...

MAZHAR

(ﻣﻈﻬﺮ) i. (Ar. ẓuhūr “zâhir olmak”tan maẓhar)
1. Bir şeyin görünür duruma geldiği, göründüğü, açığa çıktığı, zâhir olduğu yer veya kimse, tecellî yeri: Muzhir-i Hak mazhar-ı envâr idi / Cümle lutf-ı Hak özünde var idi (Süleyman Çelebi). Atâ-yı Hakk’a sensin mazhar-ı hâs (Şemseddin Sivâsî). Çocuk sevgi demektir sevgili Zeynep; çocuk sevginin en saf mazharıdır (Ahmet Selim).
2. sıf. Ulaşan, erişen, nâil olan: Sevgisine mazhar her şey ve herkes bu nişana sâhip olur (Ahmet H. Tanpınar).
ѻ Mazhar olmak: Erişmek, ulaşmak, nâil olmak: Mezbur paşanın oğlu gelip azîm iltifat ve riâyete mazhar oldu (Kâtip Çelebi’den Seç.). İnsan fânî olduğu halde yine hayât-ı ebediyyeye mazhar olacak gibi çalışmalıdır (Nâmık Kemal). Senin nîmetine mazhar olanların yolunu göster (Hâlide E. Adıvar).