Kubbealtı Kursları Başlıyor

Sözlüğün kullanımına dâir bâzı notlar

İkili – üçlü imlâ

Madde başlarında ikili, üçlü, nâdiren dörtlü imlâ kullanılmıştır. Bu durum çeşitli sebeplerden ileri gelmektedir:

  • 1. Hece sonunda b > p değişmesi: Acep – aceb, cephe – cebhe, ipham – ibham, âdap – âdab, cüppe – cübbe, müphem – mübhem, akrep – akreb, haps – habs, iptidâ – ibtidâ, celp – celb, haspa – hasba, gasp – gasb, müptelâ – mübtelâ.
  • 2. c > ç değişmesi: İhtiyaç – ihtiyac, içtihat – ictihad, muhtaç – muhtac, haraç – harac.
  • 3. d > t değişmesi: Lort – lord, cetvel – cedvel, bayraktar – bayrakdar, stat – stad, cellât – cellâd, aleyhtar – aleyhdar, metot – metod, ceset – cesed, câhit – câhid, cet – ced, câmit – câmid, cihat – cihad, cedit – cedid, cilt – cild, hudut – hudud, Hint – Hind.
  • 4. n > m değişmesi: Cambaz – canbaz, ambar – anbar, çarşamba – çarşanba, amber – anber, cümbüş – cünbüş, amŞ – anŞ, işkembe – işkenbe.
  • 5. İki sesli arasında (y) sessizinin türemesi: Acâyip – acâip – acâib, lâyih – lâih, alâyık – alâik, lâyık – lâik, hakãyık – hakãik, hudâyınâbit – hudâinâbit, havâyic – havâic.
  • 6. İki sessiz arasında sesli türemesi: Ahit – ahd, ayın – ayn, âfitab – âftab, akıl – akl, emir – emr, akis – aks, azim – azm, asıl – asl, resim – resm.
  • 7. g > k değişmesi: âhenk – âheng, lenk – leng, ahker – ahger, berk – berg, cengâr – cenkâr, jigle – jikle, cenk – ceng, gonca – konca.
  • 8. Dat (÷) harfinin (z) veya (d) olarak telaffuz edilmesi: Huzû – hudû, hadrâ – hazrâ, hızab – hizab – hıdab – hidab, hızâne – hıdâne, ifzal – ifdal, izâde – idâde.
  • 9. a - e, ı - i, u - ü, u - o, ü - ö , o - ö de- ğişmesi: Ahad – ehad, bayâtî – beyâtî, abdal – ebdal, bâzan – bâzen, ashap – eshap, ahlâkan – ahlâken, halecan – helecan, halîle – helîle, hasnâ – hesnâ, makã- bir – mekãbir, mahâsin – mehâsin, taâlâ – teâlâ, taâdî – teâdî, taaffün – teaffün, zırâat – zirâat, ızhar – izhar, ışâ – işâ, ıskat – iskat, ıstabl – istabl, ışkına – işkine, ıskonto – iskonto, ıskarca – iskarca, ıktifâ – iktifâ, ıspatula – ispatula, ınzımam – inzimam, ıstavroz – istavroz, ırza – irzâ, hırâset – hirâset, hıref – hiref, hıtan – hitan, lugat – lügat, lutfen – lütfen, muvâcehe – müvâcehe , ulülemr – ülülemr, hudâ – hüdâ, lutuf – lütuf, hudâvendigâr – hüdâvendigâr, hurrem – hürrem, hulyâ – hülyâ, cur’a – cür’a, musâdif – müsâdif, musâlaha – müsâlaha, muşt – müşt, muzâheret – müzâheret, mubâlağa – mübâlağ a, mufârakat – müfârakat, hurde – horde, huy – hoy, lumbar – lombar, lumboz – lombuz.
  • 10. î > iy dönüşmesi: Liynet – lînet, tıynet – tînet, ziynet – zînet, tıyn – tîn, dıyk – dîk.
  • 11. ğ > v dönüşmesi: Dövmek – döğmek, sövmek – söğ- mek.
  • 12. (h) harfinin düşmesi: Harp – arp, hastahâne – hastâne, postahâne – postâne, eczâhâne – eczâne, hafakan – afakan, hemşehri – hemşeri, hermin – ermin, hipnotizma – ipnotizma, hipotez – ipotez, hipnoz – ipnoz, histeri – isteri.
  • 13. Çift sessizlerden (şeddeli harfierden) birinin düşmesi: Hâsiyet – hâssiyet, medeniyet – medeniyyet, hamal – hammal, âdemiyet – âdemiyyet, cumhûriyet – cumhûriyyet. “iyyet” ile biten bütün kelimeler madde başında “iyet” şeklinde tek (y) ile alınmıştır.
  • 14. Uzun sesin kaybolması: Hatır – hâtır, hazır – hâzır.
  • 15. İki sessiz arasında sesli türemesi: Gardıfren – gardfren, gardırop – gardrop, gıradin – gradin, filim – film, gırandi – grandi, giriva – griva, gurup – grup.
  • 16. (s) sessizi önünde (i) türemesi: Skolastik – iskolastik, stalagmit – istalagmit, skota – iskota, stalaktit – istalaktit, Slav – İslav, stor – istor, stop – istop, sfenks – isfenks, stepne – istepne, step – istep.
  • 17. İzâfet (-i)sinin (ü)ye dönüşmesi (Bu tür tamlamalar madde başında birleşik – bitişik kelime olarak alınmı ştır): Hüsnühal – hüsnihal, hüsnühat – hüsnihat, hüsnükabul – hüsnikabul, hüsnüzan – hüsnizan.
  • 18. Uzun (â) düşmesi ve (aa)nın uzun (â)ya dönüşmesi: İnşallah – inşâallah, mâşallah – mâşâallah, mâlesef – maalesef, mâmâfih – maamâfih, mââile – maaâile.
  • 19. Fransızca ve İngilizce kelimeler arasında i - e de- ğişmesi. Dilimize önce Fransızca telaffuzuyla giren bazı kelimelerin İngilizce’nin etkisiyle telaffuzu değişmiş ve çift imlâ ile yazılır olmuştur: İndeks – endeks, indis – endis, individüalizm – endividüalizm, insülin – ensülin, integral – entegral, intelijansiya – entelijansiya.
  • 20. İki ünlü arasında (v) türemesi: Konservatuvar – konservatuar, laboratuvar – laboratuar.
  • 21. Farklı telaffuzlardan ileri gelen yazılışlar: Ayş – îş, îd – ıyd, ayal – iyal, ayan – ıyan – iyan, îzid – ized.
  • 22. Kullanım farklılığı dolayısıyle ortaya çıkan çift imlâ: Lando – landon, ide – idea, is – ısı – issı – ıssı, harttadak – hartadak, hatır hatır – hatur hatur, heyamola – heyamol.
  • 23. Arapça ve Farsça’dan alınan kelimelerde diğer bâzı sebeplerle ortaya çıkan söyleyiş farklılıkları: Hicâ – hecâ, jaj – jâje, leal – leâlî, jülîde – jûlîde, hibre – hibret, çâryar – ciharyar – çeharyar, hicr – hecr, avize – âvize – âvîze, lecac – lecâcet, hemçü – hemçün, hamsin – hamsun, humûza – humûzet, humus – hummus, huveysal – huveysele, harâset – hıraset – hirâset.


Uzatma işâreti

• Genellikle telaffuzu esas alan fonetik imlâ tercih edilmiş ve uzun sesliler gösterilmiştir.

• Uzun sesli a, i ve u > â, î, û ve ã, u şeklinde yazılmıştı r. Sesli harfierin üzerindeki şapka (ˆ) işâreti ve yatık çizgi (–) uzatma işâreti olup yalnız inceltme için kullanı lmamıştır.

• İnce k, g ve l harfierinden sonra kelime sessiz harfie bitse dahi hem hecenin uzun hem de sessiz harfin ince olduğunu belirtmek için (â) ve (û) ile yazılmıştır: Hikâye, çevkân, harekât, helâl, celâl, istiklâl, kâğıt, hükûmet, sükût, lâdes, lâkin, lâle, gâh, rüzgâr, yâdigâr.

• Çizgi (–) şeklindeki uzatma işâreti sâdece kalın (k) (eski alfabemizdeki kaf) ve kalın (g) (eski alfabemizdeki gayın) harfierinden sonra gelen uzun (â) ve uzun (û) seslilerini göstermek için kullanılmıştır: Kãnun, kãfiye, makãle, mukãbil, rekãbet, vuku, gãfil, gãlip, meşguliyet, gãyet, ilgã. Fakat bu işâret uzun (i) için kullanı lmamıştır: Hakîkî, rakîbi, aşkî.

• Çok kullanılan ve genellikle kısalmış olan bâzı kelimelerin son hecelerine uzatma işâreti konmamıştır: Acaba, âdeta, gãliba, hatta, ekseriya, dâima, asla, faraza, zîra, mutlaka, keza, dünya (açılma hâlinde ise dünyâyı, dünyâda, dünyânın), merhaba, iddia, fedâi, ecnebi, acemi, yâni, kâfi.

• Bâzı kelimelerde iç hecelerde de bu işâret kullanılmamı ştır: Kabahat, kanaat, mecmua, tabiat, tabiî, seyahat, inşaat.

• Kapalı hecelerde uzatma işâreti kullanılmamış, ancak hece bir sesli ile açılınca işâret konulmuştur: An > ânı, zaman > zamânı, ruh > rûhu, hayat > hayâtı, kemal > kemâle, tesir > tesîri, mesul > mesûlü; hukuk > hukuka, ilkah > ilkãha, sukut > sukuta, ukul > ukulü, istiskal > istiskãle, âguş > âguşu, îtikat > îtikãda, istisgar > istisgãrı. Tef’il kalıbındaki bâzı kelimelerin açılım hallerinde ikili imlâ kullanılmıştır: taklit > taklidi/taklî- di, târif > târifi/târîfi, tâlim > tâlimi/tâlîmi.

• Bâzı kelimelerde kapalı son heceler açıldığında günümüzde kısa telaffuz ediliyorsa uzatma işâreti konulmamı ş, bu işâret sâdece eski söyleyiş kalıpları içinde ve aruzla söylenmiş şiirlerde kullanılmıştır: İnsan > insanı, kitap > kitabı, hayvan > hayvanı, can > canı; insân-ı kâmil, hayvân-ı nâtık, cân u gönül, kitâb-ı mübin.

• Günümüzde az kullanılan tek heceli kelimelerde sonu sessizle biten uzun sesliler yalın hallerinde dahi gösterilmiştir: âb, bûs, cûş, cûd, hâb, bâl, hîn, çîn.

• Sonu sessiz harfie biten birden çok heceli kelimelerde yazılışları aynı, mânâları farklı olanlarda aslındaki uzunluk gösterilmiştir: Efham: “Çok ulu” > Efhâm: “Anlayışlar”, Cemâat: “Topluluk” > Cemâât: “Topluluklar”, Erham: “Çok merhametli” > Erhâm: “Rahimler”, Emir: “Buyruk” > Emîr: “Kumandan”, Ecir: “Ücret” > Ecîr: “Ücretli.”

• Nispet belirten (i) harfi dâima uzatma işâretiyle gösterilmiştir: Aklî, aslî, ilmî, ferdî, resmî, şeklî, kãnûnî.

Kesme işâreti (Apostrof)

• A’mal, a’dâ, a’rab, a’van, mu’cem, mu’dil, i’tak, i’cab, i’cal vb. kelimelerdeki kesme işâreti (’) kelimenin aslındaki ayın harfini göstermektedir. Türkçemizde mevcut olmayan bu sessiz harf, kendinden önce gelen (a), (i) ve (u) seslilerini kesik sesli gibi telaffuz ettirmektedir. Böylece sessizle biten kapalı bir hece olduğu halde uzun hece gibi bir söyleniş kazanmıştır. Bu sebeple dilimizde yaygın olduğu kabul edilen kelimelerdeki bu sesliler kesme işâreti kullanılmaksızın uzun sesli ile yâni (â, î, û) şeklinde, az kullanılanlarda ise apostroşa yazılmıştır: Dâvâ < da’vâ, mânâ < ma’nâ, yâni < ya’ni, tâciz < ta’ciz, tâmir < ta’mir, târif < ta’rif, bâzı < ba’zı, tâkip < ta’kib, îmar < i’mar, îmal < i’mal, îtibar < i’tibar, îlân < i’lân, îtinâ < i’tinâ, îtiraz < i’tiraz, mûcize < mu’cize, mûteber < mu’teber, mûtenâ < mu’tenâ. Ancak eski metinlerden alınan örneklerde ayın harfi kesme işâretiyle gösterilmiştir.

• Sesli harfierden (e), (ü) ve (i)’lerden sonra kullanı- lan kesme işâreti bâzan hemze harfini göstermektedir. Türkçemizde bugün kullanılmayan bu harf de kendinden önceki sesli harfieri kesik bir uzun hece gibi telaffuz ettirmektedir. Dilimizde yaygın olarak kullanı lan bu tür kelimelerde apostrof yerine uzatma işâreti konulmamış, ancak bu kelimeler madde başında ikili imlâ ile alınmıştır: Tesir – te’sir, temin – te’min, tediye – te’diye, tehir – te’hir, tekit – te’kid, mümin – mü’min. Günümüzde pek kullanılmayan kelimelerde ise sâdece apostroşu yazım tercih edilmiştir: Me’cur, tele’lü, te’lih, te’nis, müste’cer.

• Bir sessizden sonra ve bir sesliden önce gelen harekeli hemze ve ayın harfini göstermek için kesme işâreti kullanılmamış, fakat bu tür kelimeler de madde başında ikili imlâ ile alınmıştır: Sürat – sür’at, sanat – san’at, kıta – kıt’a, meşale – meş’ale, mesut – mes’ud, telin – tel’in, sunî – sun’î, kura – kur’a, müziç – müz’iç, vaka – vak’a, heyet – hey’et, neşe – neş’e, mesele – mes’ele, mesul – mes’ul, cüret – cür’et, mera – mer’a.

• Fransızca, Arapça, Farsça vb. dillerden alınan kelimelerdeki ince (l) harfinden sonra gelen sesli uzun de- ğilse (l)’nin ince olduğunu belirtmek için şapka işâre- ti kullanılmamış, ancak madde başında kelimeden sonra [l ince] denilmiştir: Lafız – lafz, jurnal, lağım, laik, lakap, klasik, latîfe, fanila, lutuf – lutf, jeolog, plan, telaffuz, klan, hal, lamba, ikbal, Latin, muhal, plak, akümülatör.

• Bâzı kelimelerin sonundaki (k) harfinin ince veya kalın olduğunu belirtmek için de madde başında [k ince] veya [k kalın] denilmiştir: Hak (hakketme, kazı- ma), hâşak, idrak, inhimak, huşk [k ince]; iglâk, fetk, halûk, infilâk [k kalın]. Ancak kâğıt, rekât vb. birkaç kelimede şapka işâreti inceltme fonksiyonunda kullanı lmıştır.

• Kelime sonundaki ayın harfi yaygın olarak kullanı- lan kelimelerde gösterilmemiş, az kullanılanlarda ise kesme işâretiyle belirtilmiştir: Câmi, tevâzu, vedâ, huşû, ittibâ, vâki, vuku, cem’, cû’, îcâ’.

Parantez işâreti

• Madde başı kelimelerin menşei, etimolojisi ve varsa eski yazılı şekilleri parantez içinde verilmiş, etimoloji notları köşeli parantez içinde gösterilmiştir.

• Bâzı harfierin inceliğini ve kalınlığını göstermek için köşeli parantez kullanılmıştır. Ör. [l ince], [k kalı n].

• Bâzı kelimelerde anlamdan sonra gelen açıklama mâhiyetindeki cümleler parantez ( ) veya köşeli parantez [ ] içinde verilmiştir.

• İfâdeyi tamamlayan kısımlar parantez içinde gösterilmiştir. Ör. (Bir kimseyi) Bindiği atın sağrısına oturtmak, Gelinleri süsleyen (kimse).

• Örneklerin yazarları ve şâirleri, örnek alınan eser isimleri parantez içinde verilmiştir. Ör. (Reşat N. Güntekin), (Marzubannâme – T. S.).

• Örneklerde yer aldığı halde sözlüğümüzde bulunmayan kelimelerin anlamları parantez içinde gösterilmiştir. Ör. “âşiyan” maddesinde “Har ü has iltür (götürür) anda ki kuş âşiyan tutar.”

• Ara maddelerdeki kuvvetlendirme benzer heceleri parantez içinde gösterilmiştir. Ör. • (Tos)Toparlak Bk. TOSTOPARLAK.

• Deyimler birkaç fiil ile yapılıyorsa en çok kullanılan şekliyle alınmış, diğer fiiller parantez içinde verilmiştir. Ör. Akıl almak (danışmak, sormak).

• Deyimlerdeki ve ara maddelerdeki tamlamalarda en çok bilinen şekil gösterilmiş, diğer kelimeler parantez içinde verilmiştir. Ör. Teslîm-i ruh (can) etmek, Ablak-ı çerh (devran, felek, eyyam).

• Genellikle deyimlerde ve ara maddelerde iki şekilli kullanışı ifâde etmek amacıyle parantez işâretinden faydalanılmıştır. Ör. Teslim (ve) tesellüm: Hem teslim tesellüm hem de teslim ve tesellüm şeklinde kullanılmaktadı r. Parantez içindeki kelimenin baş harfi büyükse yine iki farklı kullanışı ifâde eder. Ör. Terkiye (Terkisine) almak: Hem terkiye almak hem de terkisine almak şeklinde kullanılır.

Tire işâreti

• fiil kök veya gövdesine gelen ekleri göstermek için kullanılmıştır. Ör. (ısıt¯ıcı).

• Farsça ve Arapça ekler önlerine tire işâreti konularak gösterilmiştir. Ör. ¯kâr, ¯gâh, ¯geh, ¯ât.

• Örneklerde Tietze, T. S., Ö.T.S. ve Ş.A.D. kısaltmaları ndan önce tire konulmuştur. Ör. (Melhame – T. S.), (Mehmet Kaplan – Ö.T.S.).

• Farsça birleşik kelimelerde tire kullanılmıştır. Ör. Telh¯gû. Farsça birleşik kelimelerde ikinci kelimenin yerine kullanılabilecek diğer kelimeler tire işâretiyle gösterilmiştir. Ör. Telh¯gû (¯güftar).

• Deyimlerde durum eki almış şekli belirtmek için kullanılmıştır. Ör. Adı –e çıkmak.

• Genellikle madde başlarında iki farklı kullanışı göstermek için tire işâreti kullanılmıştır. Ör. Çarşamba – Çarşanba.

• Eski yazılı şekillerdeki farklılıklar tire işâretiyle gösterilmiştir. Kalın (Bold) ve İtalik harf kullanımı

KALIN (BOLD) HARF

• Madde başları ve ara maddeler kalın (bold) yapılmı ştır.

• Sözlükte kullanılan işâretlerin bir kısmı kalın (bold) yapılmıştır. Ör. º, •, ¡, ™

• Anlam sıralarını belirten sayılar kalın (bold) yapılmı ştır.

• Köşeli parantez içindeki [Fr. veya İng. …. karşılığı olarak kullanılmıştır] şeklindeki ifâdelerde yabancı dilden alınmış kelime kalın (bold) olarak gösterilmiştir. • Bitki veya hayvan ismi olan kelimelerin Latince karşı lıkları kalın (bold) olarak verilmiştir. Ör. Tepegöz. Cyelops strenuus.

İTALİK HARF

• Etimolojide ve köşeli parantez içindeki açıklamalarda kelimelerin yabancı dildeki şekilleri ve karşılıkları italik olarak gösterilmiştir. Ör. (Ar. terah), [İlcâ karşılığı psikoloji terimi olarak ……], (Fr. termite).

• Türkçe kelimelerin etimolojisi italik olarak verilmiştir. Ör. (< terlet¯ici).

• Kelimelerin gramer kategorileri italik olarak gösterilmiştir. Ör. i., sıf.

• Örnekler italik olarak verilmiştir.

• Etimolojideki ekler italik olarak gösterilmiştir. Ör. (nispet eki ¯i ile).

• Örneklerdeki tamlamalar da italik olarak gösterilmiştir. Ör. “Teleyyün-i dimağ: Beynin yumuşaması, sulanması.” • İnce ve kalın harfier italik olarak gösterilmiştir. Ör. [l ince], [k kalın].

KALIN İTALİK HARF

• Deyimler kalın-italik yapılmıştır.

• Kısaltmalar _eser isimleri hâriç_ kalın-italik yapılmı ştır. Ör. mec., yeni.

• Madde başı olan kelimenin geçtiği söyleyişler kalınitalik yapılmıştır. Ör. Tenad maddesinde; “Yevm-i tenâd, Yevmü’t-tenâd söyleyişinde geçer.” ifâdesi.

• Kelimedeki kullanılışı gösterilen ekler kalın-italik yapılmıştır. Ör. Tenvin maddesinin örneklerinde aklen, şeklen kelimeleri.

• Etimolojide Arapça kök kelimelerdeki kapalı t, kalı n-italik olarak gösterilmiştir. Ör. (Ar. asalet’in tenvinli şekli asaleten).

Birleşik kelimelerin bitişik veya ayrı yazılması

Birleşik kelimelerde ayrı yazım ana kural olarak benimsenmiştir.

A – Genellikle ayrı yazılan birleşik kelimeler:

1. İsim ve sıfat tamlaması ile yapılan birleşikler: Adam kökü, adam otu, âdem oğlu, ak ağaç, ak asma, ak balı k, akşam üstü, üst geçit, alt geçit.

2. İkinci kelimesi bir isim-fiil olan birleşikler: Yurt sever, sinema sever, spor sever, amper ölçer, basınç ölçer, hız ölçer, değer bilir, kadir bilir, kadir bilmez, uzun çalar, kaset çalar, tank savar, uçak savar, saban kıran, top çeker, roket atar, tanrı tanımaz.

B – Bitişik yazılan birleşik kelimeler:

1. Birleşik kelimeyi oluşturan kelimelerden birinin veya her ikisinin anlamını kaybetmesi veya farklı bir anlama doğru kayması: Açıkgöz, ağırbaşlı, adamakıllı, akbaba, akbaş (kuş), altüst, atbaşı, ayakyolu, ballıdarı, baltabaş, birçok, birkaç, birtakım, başıboş, derebeyi, karnıkara, yanıkara, doludizgin, deligöz, delikanlı, camgöz, delifişek, kenegöz, kepçekulak, demirbaş, demirperde, darboğaz, dışbükey, içbükey, eşkenar, zilzurna, dipnot, kıçtankara, delidolu, gökkandil.

2. Günümüzde bitişik yazılması yaygınlaşmış kelimeler: Akciğer, akyuvar, alyuvar, anayasa, atasözü, balayı, saçkıran, saygıdeğer, paralelkenar, sivrisinek, karasinek, yeryüzü, gökyüzü, gökkubbe, günaydın, havagazı, serinkanlı, olağanüstü, yüzyıl, sıradağ, sâdeyağ, bilgisayar, bugün, anneanne, babaanne, hanımefendi, ağabey, beybaba, sonbahar, ilkbahar, İlkçağ, Ortaçağ, Yeniçağ, ilkokul, Ortadoğu, Uzakdoğu, Yakındoğu, yeniçeri, üçkardeş, genelkurmay, güneydoğu, güneybatı, fildişi.

3. Yer isimleri bitişik yazılmıştır: Anadoluhisarı, Rumelihisarı, Sarıyer, Ortaköy, Yeniköy, Yenikapı, Sivrihisar.

4. “Kara”, “Ak”, “Kızıl” gibi sıfatlarla yapılan birleşik kelimelerde belli bir usul uygulanamamıştır. Bâzısında bitişik, bâzısında ayrı olanlar çoğunluktadır: Karabacak (mantar), karabakkal (kuş), karabaldır (bitki), karabalık, karasinek, karabaş, karabiber, karaborsa, karaciğer, karagöz (balık), karakol, karayağız. Kara ağaç, Kara çalı, Kara dut, Kara fatma, Kara kalem, Kara kavak. Akbaba, akciğer, Akdeniz, akyuvar, akbaş (kuş). Ak asma, Ak balık, Ak burcak, Ak kor, Ak sakal. Kızılağaç, Kızılay, kızılbaş, kızılçam, kızılderili, kızılelma, kızılhaç, kızılkanat (balık). Kızıl kantaron, kızıl kurt, kızıl kuyruk, kızıl şap, kızıl yaprak, kızıl yörük.

5. “Baş” kelimesiyle yapılan birleşik kelimeler genellikle bitişik yazılmıştır: Başasistan, başbakan, başpapaz, başyazar, başyıldız, aşçıbaşı, binbaşı, böcekbaşı, bölükbaşı, yılbaşı.

6. Arapça edatlarla yapılan şekiller bitişik yazılmıştır: Alâküllihal, alelacele, alelusûl, bihakkın, bizâtihi, binnetî ce, bililtizam, bilkülliye, bilvesîle, bilâbedel, bilâfâsı la, bilâhare, filhakîka, filhal, filvâki, fîsebîlillah, ilâmâşallah, ilânihâye, ilelan, ilelebet, mââile – maaâile, mâhâzâ – maahâzâ, mâlesef – maalesef, mâmâfih – maamâfih.

7. Arapça’dan alınmış diğer bazı kelime grupları da bitişik yazılmıştır: Suphânallah – süphânallah, selâmünaleyküm, aleykümselâm, sellemhüsselâm, sâirfilmenam, selâmünkavlen, sümmettedârik, tekabbelallah, tebârekallah.

8. Genellikle Arapça veya Farsça olan tek heceli kelimelerle “etmek, eylemek, olmak” yardımcı fiillerinden oluşan birleşikler bitişik yazılmıştır: Addetmek, addolunmak, addedilmek, terketmek, farzetmek, halletmek, arzetmek, hallolmak, hakketmek (kazımak), mâletmek, mâlolmak, fâşetmek, râmetmek, şâdetmek, yâdetmek.

9. Arapça kurala göre yapılmış tamlamalar bitişik yazı lmıştır: Aksülamel, aynülbakar, aynüssevr, beytülmal, beytullah, dârülmesnevî, dârüşşafaka, şeyhülislâm, sevkulceyş, ülülazim, ülülebsar, zülakl, zülayn, zülfikar, zülcelâl.

10. Farsça tamlamalar da bitişik yazılmıştır: âbıhayat, Ahdiatik, aklıselim, kelimeitevhit, resmigeçit, Cenâbı- hak, seneidevriye, zevkidil, sûzidil, gayriahlâki, gayrimenkul, gayrisâfi.

11. Farsça isim-fiillerle yapılmış birleşikler bitişik yazı lmıştır: âfetzede, afyonkeş, alâkadar, ateşperest, ateşbaz, âyinhan, bedbin, canfezâ, canhıraş, heykeltı- raş.

12. Farsça kural ile yapılmış diğer bâzı birleşikler de bitişik yazılmıştır: Abdesthâne, aşhâne, devlethâne, ahitnâme, ihbarnâme, amcazâde, birâderzâde, şehzâde, âlemşümul, amberbû, bedbaht, terzeban, zerrinkülâh, zertar, velîaht, mehlikã, mehveş, ezkazâ, ezcümle, şevketmeab, nilgün, risâletpenah, şevketpenah, sipehsâlâr, goncagül, sernigûn, şebçerağ, senkdil, şebnem, şebkülah, gülâb, gülbahar, serasker, seryâver, sermîmâran, sertabip, sermuharrir.

Büyük harf ve küçük harf

Aşağıda gösterilen gruplara giren kelimelerin ilk harfi büyük yazılmış, ek alması durumunda ekten önce kesme işâreti (’) konulmuştur:

1. Dil, millet, kavim, kabîle, mahalle, kurum, kuruluş vb. kelime ve kelime grupları: İskender Mahallesi, İstanbul Üniversitesi, Osmanlı Devleti, Türkiye Cumhûriyeti, Türkçe, Arapça, Farsça, Almanca, Fransı zca, Oğuz, Hâşimî, Çinli, Hintli, Türkmen.

2. Din adları: İslâm, İslâmiyet, Müslümanlık, Hıristiyanlı k, Èsevîlik, Èseviyet, Yahûdilik, Mûsevîlik, Mecûsîlik, Hinduizm. Din mensupları ise küçük harfie yazılmıştır: müslüman, hıristiyan, yahûdi, mecûsi, hindû, budist, brahman.

3. Mezhep ve tarîkat adları ve mensupları: Hanefîlik > Hanefî, ŞâŞîlik > ŞâŞî, Hanbelîlik > Hanbelî, Katoliklik > Katolik, Ortodoksluk > Ortodoks, Protestanlık > Protestan, Bektâşilik > Bektâşî, Mâtürîdîlik > Mâtürîdî, Mevlevîlik > Mevlevî, Eş’arîlik > Eş’arî, Rifâîlik > Rifâî, Nakşîlik > Nakşî, Rifâiye, Kãdiriye, Şâzeliye.

4. Kişi, millet, kavim, kabîle vb. adlardan nispet ekiyle yapılan sıfatlar: Muhammedî, Muhammediyye (hakî- kat-i Muhammediyye), Ahmedî, Ahmediyye (şerîat-ı Ahmediyye), Türkî, Türkiyye (Lugat-i Türkiyye), Osman, Osmâniyye (Lehçe-i Osmâniyye).

5. Mûsikî makamları ve usûl adları küçük harfie yazılmı ştır: Beyâtî, acem aşîran, hüzzam, hicaz, hüseynî, ağır semâî, ağır aksak, aksak, düyek.

Diğer işâretler

¡ Kendisinden sonra gelen kelime, açıklama, kısaltma vb.nin aynı nitelikte olduğunu göstermek için kullanılmış, ayrıca maddelerde değişen fiil çatıları da bu işâretle gösterilmiştir.

™ Deyimleri ve deyim gibi ifâdeleri göstermek için kullanılmıştır.

º … fiiliyle deyim(ler) ifâdesinden önce kullanılmı ştır.

â Farsça usûlüyle birleşik sıfatlar yapan kelimeleri belirtmek için paragraf başında kullanı lmıştır.

• Ara maddeleri belirtmek için kullanılmıştır.

* Etimolojide yazılı metinlerde rastlanmayan kelimeleri göstermek için kullanılmıştır.

_ Etimolojide Arapça, Farsça kelimelerde uzatmayı ve Eski Türkçe’deki uzun ünlüleri belirtmek için harfin üzerine konulmuştur.

/ Örneklerde şiirlerin mısrâlarını birbirinden ayırmak için kullanılmıştır.

< Etimolojide kelimelerin kökünü ve ekini göstermek amacıyle kelimelerin başında kullanılmıştı r. Ayrıca yabancı kelimelerin Türkçe’ye geçtiğ i dil ile ilk kaynağı olan dilin kısaltmasını ayırmak için kullanılmıştır.

> Etimolojide kelimenin ilk şekliyle son şekli (günümüzdeki şekli)ni ayırmak için kullanılmıştı r.

+ İsim kök veya gövdelerine gelen ekleri göstermek için kullanılmıştır.

[?] Etimolojide kaynağı kesin olarak belli olmayan kelimelerin sonunda kullanılmıştır.

~ Deyimlerde madde başı olan fiili belirtmek için kullanılmıştır.

Giriş kısmı

> Giriş kısmında kelimelerin yazılıştaki farklılıkları nı ve seslerdeki değişmeleri göstermek için kullanılmıştır.

< Giriş kısmında dilimizde az kullanılan bir yazılış şeklini göstermek için kullanılmıştır.

<> Giriş kısmında harfierdeki ikili değişmeyi göstermek için kullanılmıştır.

• Giriş kısmında bâzan sıralama belirten sayıların yerine kullanılmıştır.

Kısaltmayla kullanılan kitaplar

Hüseyin Kâzım. Hüseyin Kâzım Kadri, Türk Lugatı

Lehçe-i Osmânî. Lehçe-i Osmânî

Mec. Um. Bel. Mecelle-i Umûr-ı Belediyye

Ö. T. S. Örnekleriyle Türkçe Sözlük

Redhouse. Redhouse, Türkçe’den İngilizce’ye Lugat Kitabı

Ş. A. D. XIII. Yüzyıldan Günümüze Kadar Şiirde ve Halk Dilinde Atasözleri ve Deyimler

Şemseddin Sâmi. Şemseddin Sâmi, Kãmûs-ı Türkî

Tietze. Andreas Tietze, The Lingua Franca in the Levant

T. S. Tarama Sözlüğü