Kubbealtı Kursları Başlıyor

MEAL

[l ince] (ﻣﺂﻝ) i. (Ar. me’āl)
1. Anlam, kavram, mânâ, mefhum: Meâli hikmet-i sırr-ı vedûddur yek-ser / Kitâb-ı aşkı kim anlar kiminle söyleşelim (Leskofçalı Gālib). Ben bilmez isem beni kılan ben / Bilmez mi nedir meâl-i âhım (Abdülhak Hâmit). Hakîkatlar bâzan cesâret hudûdunun dışına taşınca sâhipsiz kalırlar. Bu mektupta ileri sürülen dâvâ da bunlardandır. Ama ben gene meâlini yazacağım (Burhan Felek).
2. Kelime kelime olmaksızın, asıl anlatılmak istenileni ifâde etmek sûretiyle yapılan Kur’an tercümelerine verilen isim: “Kur’ân-ı Kerim ve meâli.”
● Meal-perver (ﻣﺂﻟﭙﺮﻭﺭ) birl. sıf. (Fars. perver “besleyen” ile) Mânâ dolu, anlamlı, mânâlı: Vaz’-ı meâl-perverin eş’ârdan güzel / Şâir değil fakat ne kadar şâirânesin (Tevfik Fikret).

MEÂLEN

(ﻣﺂﻻً) zf. (Ar. me’āl’in tenvinli şekli me’ālen) (Tercümeler, nakiller vb. için) Aynen veya kelime kelime değil asıl anlatılmak istenileni ifâde edecek şekilde, anlam bakımından, mânâca: Bence radyo bültenlerini hazırlayanların vazîfesi, bu nutukları aynen bültenlere geçirmek değil ancak meâlen vermektir (Burhan Felek’ten).

MEÂLÎ

MEÂLİF