Side Banner

MENŞUR

(ﻣﻨﺸﻮﺭ) sıf. (Ar. neşr “yaymak, dağıtmak”tan menşūr)
1. Yayılmış, dağıtılmış: Hezâr şükr Cenâb-ı Hudâ’ya kim gördüm / Fürûğ-ı kevkeb-i ikbâlin olduğun menşûr (Nâbî). ♦ i.
2. târih. Bir kimseye vezirlik, müşirlik, beylerbeyilik vb. bir rütbenin verildiğini gösteren pâdişah fermânı: Bağdat hâkimliğinin menşûrunu aldı (Kâtip Çelebi’den Seç.). Sultan Hamid’in menşurlarını, imzâsını taklit ederek birer büyük para karşılığı arzu edenlere paşalık unvânı satarlarmış… (Fahri Celâl).
3. mat. Prizma: Meselâ insan bir küre, bir menşur ve bir ehram şekillerini görse bunları tefrik edip evsâfını bilir (Ahmet A. Konuk).
4. fizik. Işıkları saptırmaya ve ayrıştırmaya yarayan, cam veya saydam maddeden yapılmış üçgen prizma: Yusuf’un bakışları, fâsılasız ziyâ huzmeleri döken bir menşur gibi endâze ve hesâba gelmeyen bir kuvvetle karşısındakilerin mevcûdiyetlerine bol ve nihâyetsiz zevk dalgaları döküyordu (Sâmiha Ayverdi).
ѻ Menşûr-i kāim: Dik prizma. Menşûr-i mâil: Eğik prizma. Menşûr-i müsellesî: Üçgen prizma.