Kubbealti Lugati
Kubbealtı Kursları Başlıyor

AHİR

(ﺍﺧﻴﺮ) sıf. (Ar. aḫіr) Son, sonuncu, en sonra olan: Makber ki âsâr-ı mevcûdemin en ahîridir… (Abdülhak Hâmit).
● Ahîre (ﺍﺧﻴﺮﻩ) sıf. Ahîr kelimesinin tamlamalarda ortaya çıkan aynı mânâdaki müennes şekli: “Eyyâm-ı ahîre: Son günler.” “Vak’a-i ahîre: Son olay.” “Cinâyet-i ahîre: Son cinâyet.” Tutalım ki müellifin muhârebe-i ahîredeki tertîbinden daha mükemmel bir sevkulceyş lâyihası meydana getirilmiş (Nâmık Kemal). Bir münâkaşa-i bîsûd esnâsında mütefekkirîn-i ahîremizden iki zat edebiyâtı şu yolda târif etmişlerdi (Fuat Köprülü).
● Ahîren (ﺍﺧﻴﺮﺍً) zf. (aḫіr’in tenvinli şekli) Son olarak, son günlerde , son zamanlarda: Bu kavlin sıhhati ahîren bir kere daha teeyyüt etti (Cenap Şahâbeddin). Yazdıklarını ahîren göndermiş (Cenap Şahâbeddin).

AHIR

i. (Orta Türk. akur < Fars. āḫūr) [Kelime Türkçe’den Arapça ve Yunanca’ya, ayrıca Bulgarca ve Sırpça gibi Balkan dillerine de geçmiştir]
1. Büyükbaş hayvanları barındırmaya yarayan üstü kapalı yer, hayvan damı, tavla: Ahırında muhârebe atlarını ağlayarak kendi eliyle öldürmüş (Ömer Seyfeddin).
2. teşmil. Pis, kirli, dağınık yer: “Ev değil ahır.” “Bu ahırda nasıl oturuyorlar!”
ѻ Ahıra çekmek: Hayvanı ahıra kapamak. Ahıra çevirmek: Bir yeri çok pis, dağınık ve bakımsız duruma getirmek. Ahıra girer gibi: Bir kimse bir yere kaba bir şekilde ve saygısızca girdiği zaman söylenir.

AHIRLAMAK

geçişsiz f. (< ahır+la-mak) halk ağzı. (Hayvan için) Uzun süre ahırda kalarak hamlamak.