Kubbealtı Kursları Başlıyor

ARNAVUT

i. (< Arvanid < Yun. Arvanitis < Arbanites; Arnavut şekli göçüşme ile ortaya çıkmıştır)
1. Arnavutluk halkından olan, bu halkın soyundan gelen kimse: Eski esirlerimiz içinde bizi asla affetmeyen Arnavutlar… (Ömer Seyfeddin). Zağnos Paşa en kavî bir rivâyete göre gāliba Arnavut’tu (Yahyâ Kemal).
2. (İsim tamlamasının birinci öğesi olarak) Arnavutluk’a ve Arnavutlar’a âit: “Arnavut parası.” Türkçemiz, henüz elifbâsı bile olmayan Arnavut ve Laz lisanlarını bile unutturmamıştır (Nâmık Kemal).
3. Karagöz ve orta oyununda bir tip.
ѻ Arnavut biberi: Kırmızı ve çok acı bir biber çeşidi. Arnavut ciğeri: Ufak ufak doğranarak kızartılmış koyun ciğeri tavası. Arnavut elması: Arnavutluk’ta Kalkandelen taraflarında yetişen, Kalkandelen elması da denen lezzetli bir cins elma. Arnavut peyniri: Arnavutluk’ta Koniça taraflarına mahsus kelle şeklinde yağlı bir peynir çeşidi.

ARNAVUT KALDIRIMI

birl. i. Dere ve taş ocaklarından çıkan irili ufaklı taşlarla gelişigüzel yapılan eski usûl kaldırım.

ARNAVUTÇA

i.
1. Arnavutluk’ta ve ayrıca Yugoslavya, Yunanistan ve İtalya’daki Arnavut toplulukları arasında konuşulan dil [Hint – Avrupa dil âilesinin eski İllirya diline bağlanan Arnavutça’nın kelime hazînesi Türkçe, Latince, İtalyanca, Rumca, Slavca vb. dillerin kuvvetle etkisinde kalmıştır].
2. sıf. Bu dille olan.