BEZİRGÂN

i. (Fars. bāzārgān > bāzergān > bezirgān)
1. Tüccar, tâcir: Bezirgânım yüküm gevher satarım (Pir Sultan Abdal).
2. i. ve sıf. mec. Kâr peşinde koşan, çıkarcı kimse: Bu çıkarcı, bu milliyetsiz, bu bezirgân adamlar halkı partimizden ve demokrasiden soğutmuşlardır (Ahmet Kabaklı).
3. i. Yahûdiler için kullanılan bir unvan: Bezirgân bizde umûmiyetle gayrimüslim tüccar, bilhassa Mûsevî tüccar hakkında kullanılmıştır. Hele Mûsevîler için efendi, ağa yerine bir unvan gibi idi. Bundan ötürüdür ki bir Türk’e karşı bezirgân demek hakāret sayılırdı (Reşat E. Koçu).

BEZİRGÂNBAŞI

birl. i.
1. Tüccarbaşı.
2. Yahûdiler’e tezyif yollu hitap sözü.

BEZİRGÂNLIK

i.
1. Tüccarlık: O vakitten beri tedrîcen alıştığım sahaf bezirgânlığı kütüphânemi oldukça büyüttü (Ömer Seyfeddin).
2. mec. Bezirgânca davranış, çıkarını fazla düşünerek kâr peşinde koşma durumu, çıkarcılık, menfaatçilik.