DAVLUMBAZ

i. (Bir sonraki kelime ile aynı kökten gelmiş olmalıdır)
1. Yandan çarklı vapurlarda pervânenin üzerini örten yarım dâire şeklindeki siper: Davlumbazın kenarından bu dalgalara atladığı vakit şüphesiz ki sebebini kendisi de bilmiyordu (Hüseyin C. Yalçın).
2. Bacanın dumanı iyi çekmesini sağlamak için ocakların önüne yapılan yuvarlak çıkıntılı siper, yaşmak.

DAVLUMBAZ – DAVLUNBAZ – DAVULBAZ

i. (Ar. ṭabl “davul” ve Fars. bāz ile ṭabl-ı bāz’dan) Eyer kaşına bağlanan, avda kuşları çağırmaya, askerleri toplamaya, düşmanı ürkütmeye yarayan, elle çalınır, alt tarafı kısa bir dümbelek biçimindeki davul, tabılbaz: Sürülerle ergeçlerim yayılsa / Dokuz yerde davlumbazım dövülse (Karacaoğlan). Davlumbaz çalınır çalkalanır göller / Şâhin ağlar turna ağlar tel ağlar (Gevherî). Davulbazlar çalınsın / Oynasın koç yiğitler (Türkü). Bu arada Hazret-i Peygamber ile ilgili minyatürlerden birinde Düldül’ün kaşında da davulbaz görülüyor. Ünlü Türkmen şâiri Dadaloğlu’nun bir deyişinde davulbazın geçmesi, bunun geçen yüzyıla kadar kullanılmış olduğunu düşündürüyor (Fâruk Sümer).