Kubbealtı Kursları Başlıyor

HAZER

(ﺣﺬﺭ) i. (Ar. ḥaẕer)
1. Sakınma, çekinme: Her meçhul bize dâima adem-i emniyyet ve dolayısıyle havf ü hazer telkin eder (Cenap Şahâbeddin).
2. ünl. Sakın, çekin, kork: Hazer âşûb-ı kadd-i yârdan ey arsa-i âlem (Leskofçalı Gālib). Civanmerdân-ı milletle hazer gavgādan ey bîdâd / Erir şemşîr-i zulmün âteş-i hûn-ı hamiyyetten (Nâmık Kemal).
ѻ Hazer etmek (eylemek, kılmak): Çekinmek, sakınmak: Karacoğlan der ki hazer eyledim / Dostun bahçesine nazar eyledim (Karacaoğlan). Kıl hazer alma sakın âşık-ı zârın âhın / Seni bir şûh-ı sitemkâra felek düş eyler (Fıtnat Hanım). Ben avukattan hazer ederim (Burhan Felek).

HAZERAT

HAZERİYET