Kubbealtı Kursları Başlıyor

HİMMET

(ﻫﻤّﺖ) i. (Ar. himmet)
1. Yardım, ihsan: Her yanadan ayağına altın akıp gelir / Eşcâr-ı bâğ himmet umar cûybârdan (Bâkî).
2. Çalışma, gayret, emek: Baht şâyeste değil himmeti kûtâhlara (Fuzûlî). Bu mesel-i meşhûrdur dağlar dayanmaz himmete / Himmet-i merdân ile olur âsan her müşkil iş (Bâkî).
3. Mânen büyük kimselerin, ermişlerin dilediklerini yerine getiren mânevî gücü, mânevî yardımı, lutfu: Erenlerin himmetini ben bana yoldaş eyleyem / Her nereye varır isem cümle işim hoş eyleyem (Yûnus Emre – Ö.T.S.). Âşık oldum sana candan / Hacı Bayram pîrim sultan / Gönül himmet umar senden / Hacı Bayram pîrim sultan (Akşemseddin – Ö.T.S.). Himmeti bu imiş bize pîrlerin / Hizmetin eyledim nice mîrlerin (Dertli – Ö.T.S.).
ѻ Himmet etmek: Yardım etmek, gayret etmek, emek vermek: Kendisi muhtâc-ı himmet bir dede / Nerde kaldı gayrıya himmet ede (Kelâm-ı Kibar). Himmetin var olsun: Yapılan güzel bir iş karşısında teşekkür sözü olarak kullanılır.

HİMMETİYE

(ﻫﻤّﺘﻴّﻪ) özel i. (Himmet adından Himmetiyye) Bayrâmiye tarîkatının XVII. yüzyıl ortalarında Şeyh Himmet Efendi tarafından kurulan bir kolu.

HİMMETLİ

sıf. Himmet sâhibi olan, himmet eden.

Kubbealtı Mûsikî Dersleri Başlıyor!

Side Banner