Kubbealtı Kursları Başlıyor

HUSUL

[l ince] (ﺣﺼﻮﻝ) i. (Ar. ḥuṣūl) Hâsıl olma, peydâ olma, vücûda gelme: Kat’-ı ümmîd ettiğim gündür husûl-i çâreden (Muallim Nâci). Ben de senin matlûbun ne ise husûlüne çalışırım demiş (Fâik Reşat). Sebeb-i husûlünü kendi de pek anlamadığı bir teessürle kalbinde garip bir halecan hissediyordu (Hüseyin R. Gürpınar).
ѻ Husul bulmak – Husûle gelmek: Olmak, meydana gelmek: Bulmaz ebedî husûl o matlab (Abdülhak Hâmit). Fikriye Hanım’ın kinâye tarîkiyle ağzından çıkan bu sözlerin hükmü cidden husul bulur (Hüseyin R. Gürpınar).
● Husul-pezir (ﺣﺼﻮﻝ ﭘﺬﻳﺮ) birl. sıf. (Fars. peẕіr “kabul eden” ile)
1. Hâsıl olmuş, meydana gelmiş.
2. Vücûda gelmesi mümkün olan.