Kubbealtı Kursları Başlıyor

İNTİZAR

(ﺍﻧﺘﻈﺎﺭ) i. (Ar. naẓar “bakmak, görmek; beklemek”ten intiẓār)
1. Bekleme, bekleyiş: Kadem kadem gece teşrîfi Nâilî o mehin / Cihan cihan elem-i intizâra değmez mi (Nâilî). Çerâğ-ı bezm-i hicri olduğum yakmış yakıştırmış / Gönül pervânesine vuslat âteş intizâr âteş (Şeyh Gālib). Sessizdiler, fakat ramazan mâneviyyeti / Bir tatlı intizâra çevirmiş sükûneti (Yahyâ Kemal). Fakat her gün bir parça daha ölerek intizar ediyordu (Hâlit Z. Uşaklıgil).
2. İnkisar, bedduâ: Be yâranlar yine evvel bahardır / Bülbül intizarlar kılar durmayıp (Kul Mehmed). İntizar eyledin büktün belimi / Nice edeyim şu halkın dilini (Karacaoğlan).
ѻ İntizar salonu: Bekleme salonu.
● İntizâren (ﺍﻧﺘﻈﺎﺭﺍً) zf. (intiẓār’ın tenvinli şekli) Bekleyerek: Vakt-i mev’ûda intizâren bir gazinoda karar eyledi (Nâmık Kemal).