Kubbealtı Kursları Başlıyor

İSTİHSAL

[l ince] (ﺍﺳﺘﺤﺼﺎﻝ) i. (Ar. ḥuṣūl “meydana gelmek”ten istiḥṣāl)
1. Meydana getirme, hâsıl etme, üretme, üretim: “Cam eşyâ istihsâli.” “Petrol istihsâli.” Ölü kökleri atacağız, yeni bir istihsâle gideceğiz (Ahmet H. Tanpınar). Yâni devlet, Türkiye halkına lâzım olan elektrik enerjisini kendisi istihsal eder ve satar (Burhan Felek).
2. Bir husûsu elde etme, ele geçirme: Meselâ Darphâne Nâzırı Kazaz Artin’in Sultan Mahmûd-ı Sânî’den milleti için istihsal etmiş olduğu imtiyâzın en büyük şâhidi Kumkapı’daki Ermeni Patrikhânesi’dir (Mec. Um. Bel.). Meğer bunlardan biri müdürlük, kaymakamlık gibi bir memûriyet istihsâli için İstanbul’a gelmiş imiş (Fâik Reşat). Bütün ihânetler bu netîceyi istihsal için el ele vermişlerdir (Ergun Göze).
● İstihsâlât (ﺍﺳﺘﺤﺼﺎﻻﺕ) i. (Ar. çoğul eki -āt ile) Elde edilen, üretilen şeyler.