Kubbealtı Kursları Başlıyor

LATİF

[l ince] (ﻟﻄﻴﻒ) sıf. (Ar. luṭf– leṭāfet’ten laṭіf)
1. Zevk ve ruh okşayıcı ince bir güzelliğe sâhip olan, hoş, nâzik, yumuşak: Bilsen enfâs-ı latîfin ne kadar ruh-nüvâz (Hüseyin Sîret). Deniz yok mu deniz? En sıcak havalarda bile insana can verir. Serin, mâvi, latif (Mehmet Rauf). Hep Luvr Müzesi’ne gider, bu latif gözdenin heykeline bakardı (Ömer Seyfeddin).
2. Maddeyle değil ruhla ilgili, gözle görülebilecek maddî bir varlığı olmayan. Karşıtı: KESİF: “Cism-i latif.” “Rûh-ı latif.” Bir nûr-ı latîfsin bu gün sen (Abdülhak Hâmit).
3. i. “En ince işlerin bütün inceliklerini bilen, en ince şeyleri yapan, kullarına ince yollardan çeşitli faydalar ulaştıran” anlamında esmâ-i hüsnâdan (Allah’ın en güzel isimlerinden)dır.
● Latîfe (ﻟﻄﻴﻔﻪ) sıf. Latif kelimesinin kadını ifâde eden, kadın ismi olarak kullanılan veya tamlamalarda ortaya çıkan aynı mânâdaki müennes şekli: “Ecsâm-ı latîfe.” “A’yân-ı latîfe.” Bk. LATÎFE