NEŞAT

(ﻧﺸﺎﻁ) i. (Ar. neşāṭ) Sevinç, neşe, sürur: Verir neşât-ı müebbed mekân-ı Mevlânâ / Eder cebînini münîr âsitân-ı Mevlânâ (Nâbî). Bâğ-ı cihânın etme heves gül-sitânına / Değmez neşât-ı fasl-ı bahârı hazânına (Fıtnat Hanım). Nerede eski neşâtım? Nerede cânânım? (Cenap Şahâbeddin).
● Neşat-âver (ﻧﺸﺎﻁ ﺁﻭﺭ) birl. sıf. (Fars. āver “getiren” ile) Neşe getiren, sevinç veren: Bir devr-i safâ-bahş ile devr etmede gerdun / Kim her demi olmakta neşât-âver-i âlem (Neşâtî’den).
● Neşat-bahş (ﻧﺸﺎﻁ ﺑﺨﺶ) birl. sıf. (Fars. baḫş “bağışlayan” ile) Neşe veren, sevindiren.
● Neşat-efşan (ﻧﺸﺎﻁ ﺍﻓﺸﺎﻥ) birl. sıf. (Fars. efşān “saçan” ile) Sevinç saçan: Cihâna câm-ı lebrîzim neşât-efşân-ı feyz olsa / Safâ-yı neşve-i câvîd ile serşâr olur âlem (Muallim Nâci).
● Neşat-efzâ (ﻧﺸﺎﻁ ﺍﻓﺰﺍ) birl. sıf. (Fars. efzā “arttıran” ile) Sevinç arttıran, insanın içini neşe ile dolduran: Habbezâ cây-ı neşât-efzâ ki Rıdvan görse ger / Hayretinden derdi bu cennet midir dünyâ mıdır (Nef’î’den).
● Neşat-engiz (ﻧﺸﺎﻁ ﺍﻧﮕﻴﺰ) birl. sıf. (Fars. engіz “koparan, meydana getiren” ile) Neşe veren: Bir gülistandır kasîdem kim safâ vermiş ana / Bu neşât-engîz ü can-perver gazel mânend-i âb (Nef’î’den).
● Neşat-mend (ﻧﺸﺎﻃﻤﻨﺪ) tür. sıf. (Fars. -mend ekiyle) Sevinçli, neşeli: Ne kadr ile ser-bülend olupsan / N’oldu ki neşât-mend olupsan (Fuzûlî).