Kubbealtı Kursları Başlıyor

RİND

Bk. RİNT

RİNDAN

(ﺭﻧﺪﺍﻥ) i. (Fars. rind ve çoğul eki -ān ile rindān) Rint kimseler, rintler: Solmuş çemenin gülleri bülbülleri hâmûş / Düşmüş yine meyhâneye rindân-ı kadeh-nûş (Nâilî). Eylemez aslâ çü âb-ı telh ü şîrin imtizâc / Birbiriyle olsa da zühhâd u rindan âşinâ (Fıtnat Hanım). Cânan gide rindan dağıla mey ola rîzan / Böyle gecenin hayr umulur mu seherinden (Ziyâ Paşa).

RİNDÂNE

(ﺭﻧﺪﺍﻧﻪ) sıf. ve zf. (Fars. rind ve -āne ekiyle rindāne) Rint olan kimseye yakışır şekilde: Vâiz düşerdi meygedeye kordu mescidi / Görse safâ-yı meclis-i rindânemiz bizim (Nef’î’den). Olmasın da tab’-ı rindânem kim olsun neşve-dâr (Muallim Nâci). Âhenkli, rindâne ve âşıkāne tavsiyeler (Refik H. Karay).
● Rindâne-meşrep (ﺭﻧﺪﺍﻧﻪ ﻣﺸﺮﺏ) birl. sıf. (Ar. meşreb “yaratılış, huy” ile) Rint olan kimseye yakışır meşrepte olan: Hayâl-i la’lidir Gālib enîsim / Geçer mi bâdeden rindâne-meşreb (Leskofçalı Gālib).