Kubbealtı Kursları Başlıyor

TASAVVUR

(ﺗﺼﻮّﺭ) i. (Ar. ṣūret “şekil”den teṣavvur)
1. Zihinde şekillendirme, fikren kurma, tasarım: Her tasavvurdan münezzeh Hak’tır ol (Süleyman Çelebi). Bizim için neler tasavvur ettiğinden bahsediyorsun (Târık Buğra).
2. Zihinde canlandırma, tahayyül etme: Bir ormana benzemekten daha fazla bir güzellik tasavvuru kābil midir? (Ahmet Hâşim). Onu ağarmış saçlarıyle, bükülmüş beliyle karşımda kayın valdem olarak görmeyi tasavvur ettim (Kerîme Nâdir). Fakat ben onu daha ziyâde Bursa’da kendi küçük imâretinde ve çarşı içindeki harap câmiinde tasavvur etmekten hoşlanırım (Ahmet H. Tanpınar).
3. Düşünce, niyet, maksat, plan: Bundan sonraki geceler de hep o düşünceler, tasavvurlarla geçti (Ahmed Midhat Efendi). Belçika’yı Fransa ve Hollanda arasında taksim ederek hasma kuvvetli komşular hazırlamak tasavvuru… (Cenap Şahâbeddin). Fakat tahayyül etmekten dâima kaçtığım bu korkunç tasavvur en ummadığım zamanlarda beynime musallat oluyor (Peyâmi Safâ).
● Tasavvurat Bk. TASAVVURAT
● Tasavvurî (ﺗﺼﻮّﺭﻯ) sıf. (nispet eki ile) Tasavvur edilen, tasavvura âit: “Emr-i tasavvûrî.”
● Tasavvuriyye (ﺗﺼﻮّﺭﻳّﻪ) sıf. Tasavvurî kelimesinin tamlamalarda ortaya çıkan aynı mânâdaki müennes şekli: “Umûr-ı tasavvuriyye.”

TASAVVURAT

(ﺗﺼﻮّﺭﺍﺕ) i. (Ar. teṣavvur ve çoğul eki -āt ile teṣavvurāt)
1. Tasavvurlar: Tasavvurât-ı şâirâne ve hayâlât-ı âşıkāne arasında dolaşan perilerin ayak sesleri işitilecek… (Sâmipaşazâde Sezâî).
2. Mantık ilminin bir nesnenin zihinde kavranıp bilinmesiyle ilgili cins, nevi, fasıl, hassa, araz gibi beş küllî esâsı ve târif, had ve resim gibi amaçları içine alan bölümü: Mantıktan Şerh-i Şemsiyye, Şerh-i Îsâgucî ve mufassal olarak Şerh-i Metâli ve bunlara müteallik tasdîkat, tasavvurat ve müteaddit şerhleri okutulmuştur (İsmâil H. Uzunçarşılı).

Kubbealtı Mûsikî Dersleri Başlıyor!

Side Banner