Kubbealtı Kursları Başlıyor

TERAKKÎ

(ﺗﺮﻗّﻰ) i. (Ar. raḳy “yükselmek, çıkmak”tan teraḳḳі)
1. İleri gitme, ilerleme, gelişme: İslâm imiş devlete pâ-bend-i terakkî / Evvel yoğ idi işbu rivâyet yeni çıktı (Ziyâ Paşa – Ö.T.S.). Fakat terakkî-i medeniyyet bu şeref ve şevket muhârebelerini ortadan kaldırdı (Cenap Şahâbeddin). Hiçbir devlet ve hiçbir millet bahâne-i terakkî ile inkısâma râzı olamaz (Cenap Şahâbeddin).
2. Yukarı kalkma, yükselme.
3. Artma, çoğalma.
4. Osmanlı Devleti’nde kapı kulu askerlerine savaşlardaki üstün başarıları ve yararlıklarında, saltanat değişikliklerinde, çeşitli hizmetlilerin hizmet sürelerini başarı ile tamamladıklarında ilâve olarak verilen tahsîsat: Kapudan paşa haslarına yüz bin akçe terakkî ferman oldu (Kâtip Çelebi’den Seç.). Bu ruus defteri, Lala Mustafa Paşa’dan sonra Özdemiroğlu Osman Paşa’ya geçmiş; o da gerek re’sen ve gerek beylerbeyilerin arzları üzerine bir hayli tımar ve tımar terakkîleri vermiş ve yeniçerilerden gayretleri görülenlerin de yevmiyelerine zam yapmıştır (İsmâil H. Uzunçarşılı).
ѻ Terakkî etmek: İlerlemek, gelişmek, yükselmek.
● Terakkî-cû (ﺗﺮﻗّﻰﺟﻮ) birl. sıf. (Fars. “arayan” ile) İlerlemek isteyen, ilerleme taraftarı.
● Terakkî-perver (ﺗﺮﻗّﻰ ﭘﺮﻭﺭ) birl. sıf. ve i. (Fars. perver “besleyen” ile) İlerleme taraftârı (kimse), ilerici.
● Terakkî-şiken (ﺗﺮﻗّﻰ ﺷﻜﻦ) birl. sıf. (Fars. şiken “kıran” ile) Terakkîye karşı olan, ilerici olmayan.

Kubbealtı Mûsikî Dersleri Başlıyor!

Side Banner