Kubbealtı Kursları Başlıyor

UŞAK

i. (Eski Türk. uşak “küçük” < *uşa-mak “ufalamak”) [1. ve 2. anlamlar sonradan ortaya çıkmıştır]
1. Erkek hizmetçi: Uşağı da ondan aldığı emre göre efendisini aramaya gelmişti (Ahmed Midhat Efendi). Bu akşam kendisi gelecekmiş, uşağıyle haber göndermiş (Peyâmi Safâ). Köşkte bir kalfa ve bir de uşak kaldı (Reşat N. Güntekin).
2. (İsim tamlamasının ikinci öğesi olarak) Şuranın veya buranın halkından olan erkek: “Rumeli uşağı.” “Karadeniz uşağı.” “Anadolu uşağı.” Bizim yaylanın uşağı / Belinde Aydın bıçağı (Köroğlu). Bilmezsin Murat, bilemezsin… Sen Anadolu uşağısın; temiz hava, temiz toprak başka şey… (Mahmut Yesâri).
3. E. T. Türk. ve halk ağzı. Çocuk: Çünki bir yaşına erdi, beş yaşındaki uşak gibi oldu (Siyer-i Darir – T.S.). Resimdeki yüzüne şimdi bakıyorum da bu zarif şehirliyi annesine gösterseler, “Amanın oğul, bizim uşak bu mu ki!…” diye elleri böğründe kalır diyorum (Rûşen E. Ünaydın).
ѻ Uşak yatağı: halk ağzı.Ana rahmi.

UŞAK KAPAN

birl. i. halk ağzı. Bebekleri kapıp götürdüğü söylenen bir akbaba cinsi.

UŞAKLIK

i.
1. Uşak olma durumu.
2. mec. Bir kimsenin keyfine uşak gibi hizmet etme: “Her dediğini yapmaktan, uşaklıktan bıktım.”
ѻ (Birine) Uşaklık etmek: O kimseye her türlü hizmeti yapmak, her dediğini yerine getirmek.