Kubbealtı Kursları Başlıyor

ZÂR

(ﺯﺍﺭ) sıf. (Fars. zār)
1. Ağlayan, inleyen: Kimisi bu derd ile hayrân u zâr (Süleyman Çelebi). Kıl hazer alma sakın âşık-ı zârın âhın / Seni bir şûh-ı sitemkâra felek düş eyler (Fıtnat Hanım). Türk’ün diyârı bin keder altında zâr iken (Enis B. Koryürek).
2. Zayıf, dermansız: Ne lezzet anladım ey mevt cism-i zârından (Abdülhak Hâmit).
3. i. Ağlama, inleme: Durma ey dil böyle âh u zârla nevrûzda / Gel açıl seyr-i gül ü gülzârla nevrûzda (Nef’î’den). Hâb-ı girân-ı bahtımız kaldı sabâh-ı mahşere / Her gece pâsbânıyız subha dek âh u zâr ile (Nâilî).
ѻ Zâr ağlamak: Yüksek sesle ağlamak: Zâr ağladı öyle kim hem ol dem / Âhı ününe yığıldı âlem (Fuzûlî). Zâr etmek: Ağlamak: Seherlerde açılır gül anınçün zâr eder bülbül / Uyanıp derd ile ey dil Hakk’a yalvar seherlerde (Niyâzî-i Mısrî). Zâr zâr: Ağlayarak, inleyerek.

ZÂRÎ

(ﺯﺍﺭﻯ) i. (Fars. zārі) Ağlama, inleme.
ѻ Zârî kılmak: Ağlamak: Çünki Ya’kūb dinledi bu sözleri / Zâri kıldı kan akıttı gözleri (Süle Fakih).

ZÂRİ ZÂRİ

zf. (Fars. zār “inleme, inleyen”den zār zār > zāri zāri) Ağlamak fiilinin başına gelerek anlamı kuvvetlendirir, hüngür hüngür.

ZÂR ZÂR

zf. (Fars. zār “inleme, inleyen”den) Ağlamak, inlemek vb. fiillerin önüne gelerek anlamı kuvvetlendirir: Şu vatan ki umûmun müşterek vâlidesidir, elinde zâr zâr inliyor (Nâmık Kemal).

Kubbealtı Mûsikî Dersleri Başlıyor!

Side Banner