Kubbealti Lugati
Kubbealtı Kursları Başlıyor

ZUHÛRAT

(ﻇﻬﻮﺭﺍﺕ) i. (Ar. ẓuhūr ve çoğul eki -āt ile ẓuhūrāt)
1. Ortaya çıkan, zuhur eden şeyler.
2. Hesapta olmayan, gerçekleşeceği düşünülmeyen, umulmayan durum ve olaylar, olağan dışı şeyler: Aşağıdan gidiyoruz. Eğer Beşiktaş’ta zuhûrat olursa sizi orada silkerim (Burhan Felek).
3. Rüyâ: Vaktâki sabah olur, dervişler birbirine zuhûratlarını nakle başlayıp… (Fâik Reşat).
ѻ Zuhûrat postası: eski.
1. Târife dışı beklenmedik bir zamanda iskeleye uğrayan vapur vb.
2. teşmil. Umulmadık, hesapta olmayan durum, beklenmedik haber. Zuhûrâta tâbi olmak: Önceden kararlaştırarak değil de ortaya çıkan olaylara göre hareket etmek.

ZUHÛRÎ

(ﻇﻬﻮﺭﻯ) i. (Ar. ẓuhūr ve nispet eki ile ẓuhūrі) Orta oyununda taklit yapan kimse: Ben görür görmez öten zurnayı bir irkildim / Ay, zuhûrîye çıkan maskara, bildim bildim (Mehmet Âkif).
ѻ Zuhûrî kolu: Orta oyunu takımı: Direkler arasının o salaşları, zuhûrî kollarını temâşâ sahnelerine çıkarmak… (Hâlit Z. Uşaklıgil). Milletin dâhîsi, feylesofu diye anlatılan, memleketi ayakta tuttuklarından bahsolunan bu şahıslar zuhûrî koluna çıkmış oyunculara benzetiliyor (Kaya Bilgegil).